Netflix’in yeni gerilim filmi The Whisper Man, izleyiciyi 90’ların klasik seri katil filmlerine götürüyor. Robert De Niro ve Adam Scott’ın başrollerini paylaştığı yapım, özellikle Kuzuların Sessizliği ve Copycat gibi türün önemli örneklerini anımsatıyor. Ancak incelemelere göre film, bu efsanevi yapımların seviyesine tam olarak ulaşamıyor. Yine de atmosferi ve oyunculuklarıyla dikkat çekiyor. Özellikle De Niro’nun kariyerindeki kötü adam rollerinden birini daha canlandırması merak uyandırıyor. Adam Scott ise sıradan bir baba rolünde, çocuğunu korumaya çalışan bir karaktere hayat veriyor. Hikaye, kayıp bir çocuğun peşindeki babanın, gizemli bir seri katilin izlerini bulmasıyla gelişiyor. Gerilim dozu yüksek, ancak özgünlük konusunda eski filmlere göre daha zayıf kaldığı söyleniyor. Eğer 90’ların psikolojik gerilimlerini seviyorsanız, The Whisper Man size tanıdık gelecektir. Yine de beklentinizi yüksek tutmadan izlemenizde fayda var. Özellikle filmdeki bazı twistler tahmin edilebilir olabilir. #Netflix kütüphanesine yeni eklenen bu yapım, özellikle seri katil temalı hikayeleri sevenler için iyi bir seçenek. Eleştirmenlerin ortak görüşü, filmin başarılı bir gerilim örneği olduğu ama 90’ların unutulmazları arasına giremediği yönünde. Siz de izlediyseniz, nasıl buldunuz? #FilmYorumu olarak düşüncelerinizi paylaşır mısınız? Belki de #Gerilim türünde yeni bir efsane arayanlar için bu film, bir nevi nostalji yaşatıyor.
De Niro yine kötü adam rollerinde, atmosfer de 90’ları andırıyor. Kaçırmam.





De Niro yine kötü adam rollerinde, atmosfer de 90’ları andırıyor. Kaçırmam.
Eski filmlerin seviyesine ulaşamadıysa izlemeye değer mi? Özgünlük zayıf dedikleri için şüpheliyim.
Kuzuların Sessizliği’ni hatırlatması hoş ama hiçbir şey o efsanelerin yerini tutmaz.